İNCE, KDZ. EREĞLİ’YE GELDİ

6 Ekim 2019 Pazar 18:39

İNCE, KDZ. EREĞLİ’YE GELDİ

AZAR GÜL GÜLERYÜZ “UNUTMADIM” KİTABINI TANITTI

 
 
 
 
 
 
 
 
 

İNCE, KDZ. EREĞLİ’YE GELDİ

YAZAR GÜL GÜLERYÜZ “UNUTMADIM” KİTABINI TANITTI

Emekli Fransızca öğretmeni ve yazar Gül Güleryüz’ün  “Unutmadım” isimli kitabı için Gazi Alemdar Gemisi’nde tanıtım ve imza günü düzenlendi. Tanıtıma Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce ve Belediye Başkanı Halil Posbıyık da katıldı.

Kültürel faaliyetleri desteklemeyi sürdüren Kdz. Ereğli Belediyesi’nin katkılarıyla Emekli Fransızca öğretmeni ve yazar Gül Güleryüz’ün “Unutmadım” isimli kitabı için Gazi Alemdar Gemisi’nde tanıtım ve imza günü düzenlendi.

Kitap tanıtımı ve imza gününe yazarın öğretmen arkadaşı olan Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, Belediye Başkanı Halil Posbıyık ve eşi Neriman Posbıyık ile çok sayıda okur katıldı.

2’nci kitabıyla okurların karşısında olmaktan mutlu olduğunu söyleyen yazar Gül Güleryüz “Unutmadım öncelikle bir aşk öyküsü. Dokusu aşk ama türlü türlü nakış var bu kumaşın üstünde. Yakın çevremiz var, Ereğli var, mitoloji var, dostluk, aile, acı, sevinç var. Resim, şiir, müzik var” dedi.

İNCE: OKUMALI VE YAZMALIYIZ

Yazar Gül Güleryüz ile 35 yıla yakın bir dostluğu bulunduğunu söyleyen ve Ereğli’de bulunmaktan mutlu olduğunu anlatan Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, “Cumhuriyetin en büyük uğraşısı, cehalet, yoksulluk, ayrımcılık ve keyfiyetdir. Bunlarla mücadele etmek için okumalıyız ve yazmalıyız” dedi.

İnce şunları söyledi:

“Anadolu’nun ortasındaki köylü devletten modern bir cumhuriyete, fabrikaları olan, kadın erkek eşitliği olan, kadının insan yerine konulduğu, köy enstitülerinde çocukların keman çalmasını öğrendiği bir cumhuriyet... Bir öğretmenin çocuğunun keman çalması değil, Anadolu’daki kasabadan aldığın bir çocuğa keman çalmasını öğretmek... Şeker fabrikaları... O şeker fabrikaları çayı içerken yanında tatlı olsun diye kurulmadı. Bebelerimiz ölüyordu, o bebelerimize enerji lazımdı, şekerli su lazımdı. Kuruluş amacı bebelerin ölmemesi içindi. Cehalet konusunda bir gazeteci arkadaşımızın yazdığı ‘Şehvetiye tarikatı’ diye bir kitap var. Bu çağda bu cehalet. Yoksulluk devam ediyor ama işin kötüsü keyfiyet. Yasaların değil, kuralların değil keyfiliğin hüküm sürdüğü bir  yapı. Ayrımcılık; kişilerin, ailelerin, zümrelerin, sınıfların ayrımcılığı son hızıyla devam ediyor son yıllarda. İşte bütün bunlardan kurtulmak için yapmamız gereken bir iş var. Okuyacağız. Biz Gül öğretmenimizle, 35 yıldır öğretmenliğe ilk başladığımız yıldan itibaren çocuklarımızı beraber büyüttük. Şimdi torun sahibi olduk. Her 5 yılda bir ben bir peçeteye yazarım. Önümüzdeki 5 sene şunu yapacağım diye. Bütün peçetelere yazdıklarım tuttu son seçimi kaybettim o tutmadı. Şimdi Gül peçeteye yazacak önümüzdeki 5 yıl Romanı nasıl olacak bakacağız. Kendisini kutluyorum. Ereğli’de bulunmaktan ayrıca mutluyum.”

POSBIYIK: KÜLTÜREL FAALİYETLERİ GELİŞTİRECEĞİZ

Belediye Başkanı Halil Posbıyık da, kentte kültürel faaliyetleri genişletmeye devam edeceklerini söyledi.

Yazar Gül Güleryüz’ü tebrik eden Posbıyık, şu şekilde konuştu:

“Yerel yönetici için en büyük keyif o bölgede sanatçıların, sporcuların, kültür ve sanat işleriyle uğraşan insanların yoğunluğunun artması. Ne kadar zengin olursanız olun, ülke, ilçe istediği kadar zengin olsun eğer o kentte sportif ve kültürel değerlere önem verilmiyorsa sıkıntı oradadır. Para biter ancak bu tür kültürel değerler bir şehri,  ülkeyi ayakta tutar. Ereğli’de belediye başkanı olmaktan mutluluk duyuyorum çünkü bölgede gerçekten çok değerli sanatçılarımız var. Değerli sporcu ve yazarlarımız var. Sürekli resim sergileri açılır, 7-8 tane atölye var, tiyatro var. Ereğli’de bu sosyal faaliyetleri geliştirmeye çalışıyoruz. Ülkenin içinde bulunduğu ekonomik şartlardan biz de etkilendiğimiz için belki yeterince destek olamadığımız anlar oluyor ancak biz desteklerimizi her zaman sürdüreceğiz. Gül hanım başarılı bir eğitim döneminin ardından yine boş durmuyor. Yazıyor ve topluma yararlı oluyor. Emekli olmak demek benim anlayışıma göre kenara çekilmek, beklemek değil. Ben de emekliyim ama çalışıyorum halen daha. Bu toplum için çalışmamız lazım. Muharrem bey köy enstitülerinden bahsetti. Bizim yaşdaşlarımız  o değerleri hep yedi, bitirdi. Yeniden bir hamleye geçmemiz lazım. Ülke elden gidiyor. Dedikoduyu, çekememezliği, kıskançlığı bir tarafa atmak lazım. Ülkenin en büyük dertlerinden biri de budur. Toplum yararına olan işleri yüreklice söylemek lazım. Sizden sonra gelecek çocuklarımız ve torunlarımız için ülkesini seven, parti ayrımı olmadan Atatürkçü, Cumhuriyetçi, devrimciyim diyen her insan topyekun harekete geçmemiz lazım. Gül hanımı romanı için kutluyorum”

Okurlar, “Unutmadım” adlı romana yoğun ilgi gösterdiler.

 
 
 
İlgili Fotoğraflar
İNCE, KDZ. EREĞLİ’YE GELDİİNCE, KDZ. EREĞLİ’YE GELDİİNCE, KDZ. EREĞLİ’YE GELDİİNCE, KDZ. EREĞLİ’YE GELDİİNCE, KDZ. EREĞLİ’YE GELDİİNCE, KDZ. EREĞLİ’YE GELDİİNCE, KDZ. EREĞLİ’YE GELDİİNCE, KDZ. EREĞLİ’YE GELDİİNCE, KDZ. EREĞLİ’YE GELDİİNCE, KDZ. EREĞLİ’YE GELDİİNCE, KDZ. EREĞLİ’YE GELDİİNCE, KDZ. EREĞLİ’YE GELDİİNCE, KDZ. EREĞLİ’YE GELDİ
İlgili Video
Yorumlar

BULGARİSTAN HEYETİ'NDEN EREĞLİ ZİYARETİ

4 Ekim 2019 Cuma 11:25

BULGARİSTAN HEYETİ'NDEN EREĞLİ ZİYARETİ

Belediye Başkanı Halil Posbıyık, Ereğli TSO’nun davetlisi olarak ilçeye gelen Bulgaristan Burgaz Kenti TSO Başkanıve iş insanları ile iki şehir arasındaki kültürel işbirliği imkanlarını görüştü.

 

Kdz. Ereğli Belediye Başkanı Halil PosbıyıkBulgaristan’dan gelen iş dünyası heyetiylebir araya geldi.

Ereğli Ticaret ve Sanayi Odası’nın (TSO)davetlisi olarak kentte bulunan Bulgaristan-Burgaz TSO Başkanı Georges Dereliev ve iş insanları, Başkan Posbıyık'ı makamında ziyaret etti. Ereğli TSO Başkanı Arslan Keleş ve yönetimi de ziyarete eşlik etti. Posbıyık konuşmasında, heyetin ziyaretinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek, iki kent arasındaki işbirliğinin geliştirilmesi için her türlü katkıya hazır oldukları mesajı verdi.

Posbıyık “Biz Bulgarları kendimize çok yakın hissederiz. Karşılıklı işbirliği imkanlarınıngeliştirilmesi için görüşmelerimizi devam ettirelim. Arslan Keleş ve TSO, ticari ilişkilerin ileri bir noktaya taşınması için gayret gösterecektir. Bizler de kültürel faaliyetler konusunda ortak çalışmalar yapmaya hazırız" dedi.

Burgaz TSO Başkanı Georges Dereliev demisafirperverliği için Başkan Posbıyık’a teşekkür etti. İki kent arasındaki iş alanları, kültürel faaliyetler ve geleceğe ilişkin planlamaların görüşüldüğü ziyaret, karşılıklı hediyeleşme ve toplu hatıra fotoğrafı çekimi ile sona erdi.

 

Yorumlar

DEĞERLİ MÜZİSYENLER RAVZA BEBEK İÇİN BİR ARAYA GELDİLER

4 Ekim 2019 Cuma 01:48

DEĞERLİ MÜZİSYENLER RAVZA BEBEK İÇİN BİR ARAYA GELDİLER

KDZ EREĞLİ VE ALAPLI HALKININ DUYARLILIĞI SAYESİNDE RAVZA BEBEĞİ AİLESİNDEN AYIRTMAYACAĞIZ İNŞALLAH !

RAVZA bebek için bir araya gelip neler yapabiliriz diye hassasiyet gösteren yerel sanatçılarımız sonunda ne yapacaklarına karar verdiler .

Bir araya gelen yerel sanatçılar Bir takım Konserler düzenleyerek elde edilecek geliri RAVZA Bebek’in sağlık hizmetlerine vermeyi kararlaştırdılar.

MUAMMER DARÇIN BEYİN HASSASİYETİNE TEŞEKKÜRLER !

 

Müziyenler adına EREĞLİ ve alaplımızın kadife sesli yerel sanatçısı Muammer Darçın Kendi sosyal medya hesabından takipçilerine şu şekilde mesaj verdi;

“DEĞERLI MÜZISYEN KARDEŞLERİMLE RAVZA YAREN YAVRUMUZ İÇİN BİRARAYA GELDİK VE YARDIM KONSERIMIZ İCİN KARAR ALDIK .

KATILAMAYAN SANATÇI ARKADASLARIMIZA SOSYAL MEDYADAN TELEFONDAN BİLGI VERECEĞIZ.

KONSER GÜNÜMÜZÜ İZİN İŞLEMLERIMIZDEN SONRA DUYURACAĞIM ,KATILAN VE SOSYAL MEDYADAN DESTEKLERİNI BİLDIREN TÜM SANATÇI ARKADAŞLARIMA SONSUZ TEŞEKKÜR EDERİM”

 

Yorumlar

Günün Hikayesi

30 Eylül 2019 Pazartesi 23:29

Günün Hikayesi

İyi bilinen bir konuşmacı, seminerine 20 dolarlık bir banknotu göstererek başladı.

200 kişinin bulunduğu odaya, bu parayı kim ister diye sordu ve eller kalkmaya başladı ve konuşmacı bu parayı sizlerden birine vereceğim fakat öncelikle bazı şeyler yapacağım dedi.

Parayı önce buruşturdu ve dinleyicilere “Hala bu parayı isteyen var mı?” diye sordu, eller yine havadaydı.

Bu sefer konuşmacı peki bunu yaparsam dedi ve $ 20 i yere attı onun üstüne bastı, ezdi, pisletti ve para simdi pis ve buruşuktu, fakat eller yine havadaydı ve o parayı herkes istiyordu. Ve konuşmacı şöyle dedi:

“Arkadaşlarım burada çok önemli bir şey öğrendiniz, burada paraya ne yaptıysam hiç önemli değil onu yine de istiyorsunuz, çünkü benim ona yaptığım şeyler onun değerini düşürmedi, o hala 20 dolar.”
...
Hayatımızda çoğu kez verdiğimiz kararlar veya hayat şartları nedeniyle hırpalanır, canımız acıtılır, yerden yere vuruluruz, kendimizi kötü hissederiz.

Fakat ne olduğu ya da ne olacağı önemli değil, hiçbir zaman değerimizi kaybetmeyiz, hırpalanmış ya da kırılmış, bunların hiç biri önemli değildir.

Seni sevenler senin ne kadar değerli olduğunu her zaman bileceklerdir, hayatımızın değeri ne yaptığımız veya kimi tanıdığımızla değil kim olduğumuzla alakalıdır.

Sen mükemmelsin, bunu asla unutma. Her zaman elinde olanları düşün olmayanları değil.

Yorumlar

Tarihte Bilinmeyen Sona Gidişler

28 Eylül 2019 Cumartesi 20:48

Tarihte Bilinmeyen Sona Gidişler

Ülkesinin nerelerden geldiğini bilmeyenlere ders niteliğinde yazı !

BİR İHANETİN ANATOMİSİ

Kurtuluş Savaşı kazanılmıştır, Cumhuriyet ilan edilir ve tarihler 1925'e geldiğinde Mustafa Kemal, Bulgaristan'daki arkadaşı Şakir Bey'i Türkiye'ye davet eder ve "Gel burada silah fabrikası kur" der...

Kabul eder Şakir Bey ve atlar Türkiye'ye gelir... Kendisine Haliç'in kıyısında bir yer gösterilir...

Neresi orası biliyor musunuz?
Şu anda Sütlüce'deki Miniatürk'ün bulunduğu alan...

Cumhuriyet tarihinin ilk özel sektör silah fabrikasını Haliç'te kurar Şakir Bey...
Artık ordumuzun cephanesi millidir.
2 bin kişinin çalıştığı fabrikada kısa sürede
Türk Hava Kuvvetleri'nin 100, 300, 500 ve bin kg'lık bombalarını üretmeye başlar.

Bir yandan hava kuvvetlerinin bombalarını üretirken, diğer yandan Türk Deniz Kuvvetleri'nin ihtiyacı olan cephanelerini de üretmeye başlar.

Hatta ilk denizaltı bombaları da burada üretilir.
Yine kara kuvvetleri için cephane, el bombası, işaret ve aydınlatma fişekleri, kara mayınları gibi bir çok mühimmat Türk mühendis ve teknisyenleri tarafından bu fabrikada üretilerek ordumuzun ihtiyacı karşılanır.

Fabrika Yunanistan, Bulgaristan, Polonya ve Mısır gibi ülkelere ihracat da yapmaya başlar.

1922'de İzmir'de denize döktüğümüz
Yunanistan'a 1.5 milyon liralık bomba ihracatı yapmamız dünyada büyük yankı uyandırır...

"Atatürk'le Bulgaristan'da geçen günler, hayatımın en unutulmaz müstesna günleri olarak hatıralarım arasında yaşayacaktır. Anadolu'yu ikinci bir Ergenekon yapan,bu şanlı Bozkurt'la bazen sabahlara kadar vatanımızın mesut ve ışıklı günlere kavuşması için hazırladığı plânlar üzerinde görüşür, tartışırdık" diyen Şakir Bey,fabrikasında mazotla çalışan beş beygirlik ilk Türk motorunu da yapmayı başarır...

Ancak en yakın dostu Atatürk'ün vefatı ve İkinci Dünya Savaşı sonrası Amerika ile yapılan silah anlaşmaları,

Şakir Zümre için sonun başlangıcı olur...

Artık Amerika,İkinci Dünya Savaşı'nın elde kalan külüstür silahlarını yükleyip götürmek yerine Marshall Planı doğrultusunda yerli üretimi engelleyerek dağıtmaktadır...

Kendi silahını üreten Türkiye'ye,
"Biz size silah veririz, siz bunlarla uğraşmayın" denilerek silah sanayimize ve geleceğimize ilk darbeyi vururlar...
Yunanistan, Polonya, Mısır gibi ülkeler de Amerika korkusundan artık Türkiye'den silah almazlar...

Artık Amerika'ya bağımlı hale gelinmiştir ve Şakir Zümre'den silah alımını durdurmuştur...

Hal böyle olunca
Şakir Zümre'nin büyük emekle Türkiye'ye kazandırdığı silah fabrikası yavaş yavaş paslanmaya başlamıştır...

Zaman içinde
Şakir Zümre bitmiş; ülke savunma sanayii yavaş yavaş Amerika'nın güdümüne girmiştir...

Şakir Zümre için zor günler başlamıştır artık...
İşçinin maaşını ödeyemez duruma gelmiştir...
Silah, cephane üretimi tamamen durmuştur...

Çaresizlik içinde çırpınan Şakir Zümre, içi kan ağlayarak da olsa koca silah, cephane fabrikasını soba fabrikasına çevirir...

Bugün 50'li yaşların hatırladığı meşhur Şakir Zümre sobalarını üretmeye başlar...

Vatan Caddesi'nde her 30 Ağustos'ta düzenlenen resmi geçitlerde Şakir Zümre'nin ürettiği bombalar, silahlar boy gösterirken,1950'deki törenlerde içimizi burkan bir olay gerçekleşir...

Şakir Zümre, sobaları yükler bir kamyonete ve Vatan Caddesi'nde gösteriyi izleyen devlet erkânına adeta bir tokat atar;

"Bizi Amerika'ya muhtaç ettiniz... Türk ordusunun yerli ve milli silahını elinden alıp Amerika'nın kucağına oturdunuz" diye haykırarak...

Silahı Amerika'dan alan hükümet, güya Şakir Zümre'nin gönlünü almak ister..

Hani İş Bankası'nın meşhur bir kumbarası Şakir Zümre'nin cephane fabrikasında yaptırılır...

Şakir Zümre 1966'da bu fani hayata veda ederken Türkiye'nin ilk kara, hava ve deniz bombaları üreten fabrikası da 1970'de kapısına kilit vurur ve milli üretim sona erer.

Nuri Demirağ'ın fabrikaları da benzer şekilde sipariş verilmediğinden iflas ettirilir ve kapısına kilit vurulmak zorunda bırakılır.

Nuri Killigil'in fabrikası da 2.Dünya Savaşı'ndan sonra 1949 yılında kendisi de fabrikada iken ve üretim sırasında sabotaj yapılarak büyük bir patlama sonucu infilak eder, kendisi de şehit olur ve üretim sona erer.

İşte böyle milli üretimlerimiz birer birer yok edilir. Bu milli ürünlerimiz o günden bu güne desteklenerek üretilseydi şimdi Türkiye dünyanın en büyük ekonomileri arasında yer alacaktı.

İlhami Pektaş.

Yorumlar